1.
Hayal, aslında herkesin gücüdür ama bazılarında bu güç,
aktif değildir.
Örneğin; Karakatoa ve Fuji, birer yanardağdır. Fakat
Fuji çoktan lavını püskürtmüş, eleğini asmış, turistik bir mekan olmuştur(Kurt
kocayınca itlerin maskarası olurmuş.). Oysa Karakatoa hala lavlarıyla etrafına
dehşet saçmaktadır.
İşte hayal gücü de böyle bir şeydir. Yani herkeste
vardır ama sadece bazıları bu gücü kullanabilir. Bunun için de gücün sahipleri
bu güçlerini kullandıklarında, yani lav püskürttüklerinde, diğer pasif kişiler,
yani lav püskürtmeyenler, onları anlar. Hatta “aaa kırk yıl düşünsem aklıma
gelmezdi vallahi! Hay aklını seviyim! Ne güzel düşünmüş! Bak, bak nerelerden de
bağlamış…” gibi hayıflanmayla karışık, hayranlıklarını kelimelere
dökmektedirler. Çünkü kendilerinin de içinde hayalleri vardır fakat ne olduysa
olmuş, artık bu hayalleri pasif hale gelmiştir.
Yani kısaca hayal gücü, herkesin içindeki bir şeyi,
dışarı çıkarıp, görünür hale getirme gücüdür.
2.
Pardon, bu riskti…
3.
Hayal gücü, ilk olarak Transilvanya’da bir köylü
tarafından kullanılmıştır. Bu güç, çok güçlüdür. O kadar güçlüdür ki ilk
kullanıldığında o köyü ve o köylüyü patlatarak yok etmiştir. Bu yüzden
yüzyıllar boyunca yasaklanmış, bu olay da gizli kalmıştır. Daha sonra yıllar
içinde ehlileştirilmiş ve günlük kullanıma uygun hale getirilmiştir. Hayal gücünün
çeşitli fonksiyonları vardır. Mesela hayal üretmek gibi. Hayal gücü olan
insanlara aynı zamanda “yaratıcı” da denir.
4.
Hayal gücü, öyle zannedildiği gibi “yaratıcılık” filan
değildir. Hayal gücü, adı üstünde,
hayallerin gücüdür.
Hayaller ne kadar büyük olursa, güçleri de o kadar büyük
olur. Hayaller, süt içerek, et yiyerek filan büyümez. Hayali besleyen şeyler, düşünmek filan gibi zihinsel eylemlerdir. Hayallerin, fiziksel bir gücü yoktur.
Yani birisi kafanızı attırsa, hayal gücünüzle o kişiyi dövemezsiniz. Anca hayalinizde
döversiniz.
Bu yüzden bu güç, çok fazla tercih edilmez. Hatta günümüzde artık
modası geçmiştir bile denilebilir.
5.
Hayal kelime anlamı olarak “Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve
gerçekleşmesi özlenen şey, imge, hülya”dır. Bir başka tanıma göre ise “Belli belirsiz görülen şey, gölge”dir.
Yine bu kelimeden türemiş olan “hayali” vardır. Hayali,
karagöz oynatıcılarına verilen isimdir. Bu insanlar perdenin arkasında bir
takım yassı kuklalar oynatarak akla zarar eylemler içine giren, manyak
kişilerdir. Bu gölge oyununu ilk yapan kişi "Ali" isminde Zonguldaklı bir
adamdır. Onu ve gölge oyununu gören kişiler “Bu da işte Ali’nin hayali” diye
diye "hayali" kelimesini türetmişlerdir. En sonunda adam bile kendi adını
unutmuş, adı "hayali" kalmıştır. Ölümünün ardından kendisini anmak için bu
oyunlar devam etmiş, bu oyunu yapanlara da "hayali" denmiştir.
Bir de “hayalet”
kelimesi vardır. Bu kelime de rüyalarını gerçek sanan, bir başka akli dengesi
bozuk kişinin dengesiz tavırları sonucu ortaya çıkmıştır. Bahsi geçen şahıs
olur olmaz zamanlarda insanlara “Bugün bir adam gördüm, hayal et şimdi şöyle üç
metre boyunda, boyunca sakalı olan, kırmızı gözlü bir adam. Canlandı mı
gözünde? Sizin eve girdi akşamüzeri” gibi çeşitli deli saçması laflar söyler,
onları korkuturdu. Her seferinde “hayal et, hayal et” demesi zamanla tasvir
ettiği bu ürkünç yaratıklara adını vermiş ve “hayalet” kelimesi türemiştir.