Bir gün Turkuaz yine ağlıyordu. Yine ağlıyordu diyorum çünkü Turkuaz genelde ağlıyordu.
Yine ağladığı günlerden birinde, o kadar çok ağladı ki gözleri düştü. Böylece gözlerinin yerinde büyük, hatta kocaman iki boşluk oluştu. Turkuaz neye benzediğini görmek için aynaya baktı ama kendini aynada göremedi. İlk önce vampir olduğunu düşündü ama üç buçuk saatlik düşünce sürecinin ertesinde sebebini çözdü. Kendini aynada göremiyordu çünkü artık gözleri yoktu.
Turkuaz, düşen gözlerini alıp bir kavonaza hatıra olarak koydu.
Ara sıra bakar, o günü hatırlarım diye düşündü.
Sonra gözleri olmadan göremeyeceğini ikinci kez hatırladı.
Artık en sevdiği diziyi de izleyemeyecekti.
Ve hayatının aşkının gözlerinin içine de bakamayacaktı.
Turkuaz'ın hayatının aşkı, en çok sevdiği dizideki Mert isimli yakışıklı ve güzel gülen çocuktu.
Onu bu kadar çok ağlatan da oydu.
Çünkü magazin haberlerinde görmüştü, Mert'in sevgilisi vardı ve ani bir kararla evleniyordu.
Turkuaz, Mert'i ve kaybettiği gözlerini unutmaya karar verdi.
Bu ikisi de çok zor şeylerdi.
Bir zamanlar yerinde olan gözleriyle görüp hafızasına kazığı Mert,
bir saniye olsun gitmiyordu gözünün önünden.
Sonuçta gözleri yoksa da gözünün önü duruyordu.
Mert de tam orada duruyordu.
Bu unutulacak iki şey arasındaki organik bağ, Turkuaz'ı depresyondan intihar girişimine,
oradan hastaneye, oradan da psikiyatriste sürükledi.
Turkuaz epey sürüklenmiş olmanın yorgunluğuyla koltukta uyuyup kaldı.
İlk seans parası böylece uçup gitti.
İkinci seansta gözünü kırpmadan oturdu.
Zaten çok da zor olmamıştı. Çünkü kırpması gereken gözleri yoktu.
"Gözlerim olmadığı için durmadan karanlığı görmek uykumu getiriyor." diye başladı anlatmaya Turkuaz ve "Unutmak istiyorum." diye bitirdi.
Doktor ona, kaybettiklerinin yerine başka şeyler koymayı tavsiye etti.
Böylece Turkuaz, kaybettiği gözlerinin yerine iki tane mum koydu.
Onu gören arkadaşları bu haliyle epey korkunç olduğunu çekinmeden söylediler.
Ya da Turkuaz öyle sandı. Çünkü aslında yüzleri kızarmıştı.
Turkuaz görmemişti.
İşte ikinci intihar girişimi de bu olaydan sonra gerçekleşti.
Doktoru, Turkuaz'a ani intihar girişimlerinden önce kendisine haber vermesini, hayatta bu kadar hızlı karar almanın iyi bir şey olmadığını ve tedavi ücreti için verdiği çekin karşılıksız çıktığını söyledi.
Turkuaz, kendisine bir şey olsa da ücretin sigorta şirketi tarafından her koşulda ödeneceğini söyledi.
Bunu duyan doktor rahatladı ve uzun uzun durumunun ne kadar sıkışık olduğunu, eski karısına ödediği nafakanın fena halde belini büktüğünü, küçük oğlunun kolej masrafları yüzünden metresine istediği tek taşı bile alamadığını, lütfen onu anlamasını ve kusuruna bakmamasını gözyaşları içinde anlattı. Turkuaz onu anladığını ama fazla ağlamanın zararlı olduğunu söyleyerek oradan ayrıldı. Yarım saat sonra geri dönüp hafızasını sildirme kararı aldığını söyledi. Böylece küçükken havale geçirip kör kaldığına inanacak ve Mert'i de o şanssız olayı da unutacaktı.
Dediği gibi de oldu. Turkuaz her şeyi unuttu. Geriye anlatacak hiçbir şey kalmamıştı ki Turkuaz, braille alfabesiyle yazılmış bir mektup aldı. Mert'ten geliyordu mektup. Kendisinden haberdar olduğunu, durum için çok üzüldüğünü, eğer bugün prime time'da yayınlanacak şov programına bağlanırsa milyonlar önünde üzüntüsünü dile getireceğini ve aşağıda yazanın menajerinin telefon numarası olduğunu yazmıştı. Turkuaz her şeyi ilk günkü gibi hatırladı yeniden. Mektubu katlayıp el yordamıyla zarfın içine koyarken "Bu doktorlar da ne beceriksiz adamlar" diye düşündü "onca sene okuyup doktor oluyorlar, bir hafızayı silemiyorlar."