26 Eylül 2012 Çarşamba

Kristof Kolomb'un İlk Sigarası


Kristof, başını alıp Batı Hint Adaları’na geldiğinde henüz genç ve tecrübesizdir. Daha sonraki zamanlarda da pek tecrübe kazandığı söylenemez gerçi zira Hint Adası sandığı yer, bugünün Amerika'sından başka bir yer değildir. Üstelik hâlihazırda Amerika, İskandinav Vikingleri tarafından çok daha evvel keşfedilmiştir.


Yeniden keşfettiğini bile idrak edemediği bu yeni kıtada Kolomb, yerlilerin "tobaccos" olarak isimlendirdiği ve şifalı olduğuna inandığı tütün bitkisini tüttürmüş, halinden pek memnun, cebinde bir tomar tütün ve birkaç kökle geldiği gibi dönmüştür.


Eve gelip ceketini asmış, annesi ona hasretle sarılıp hemen yaprak sarması yapmak için mutfağa koşmuştur.

Babası Domenico ise Kristof'a aylardır eve gelmediği için bozuk atmış fakat oğlu gittiğinden beri makarna bile pişirmeyen karısı Susana'nın pişirdiği şahane yemekleri görünce oğluyla barışmış, ailece mutlu bir akşam yemeği yemişlerdir.


Her anne gibi meraklı olan Susana, akşam Kristof’un ceketinin ceplerini karıştırınca minik oğlunun gittiği seyahatlerden kötü alışkanlıklar edinerek döndüğünü düşündürecek tütünleri bulmuş, ağlayarak konuyu kocasına açmış, Kristof derhal salona çağrılmış, babası okuduğu gazeteyi sehpanın üzerine bırakmış ve ayağa kalkıp Kristof'a sıkı bir tokat patlattıktan sonra kemerini çıkarmaya teşebbüs etmiştir ki Kristof, buldukları o yaprakların tütün denilen bir bitki olduğunu, babasının tutulduğu verem hastalığının ilacı olduğunu anlatmış, babası ağlayarak koltuğuna oturmuş ve aile eşrafı küçük erkek kardeş Bartelemo'nun da katılımıyla ufak çaplı bir ağlama töreni gerçekleştirmiştir.


İlerleyen günlerde baba Domenico, keyifle tüttürdüğü tütünün hem de şifa olmasının verdiği mutlulukla oğlunun eve geç gelmelerine, gemi seyahatlerine hiç ses çıkarmamış bilakis tam destek vermiştir.


İyice şımaran Kristof, kankası olan Fransa Portekiz elçisi Jean Nicot'a birkaç kök tütün vermiş ve Paris'e götürmesini söylemiş, satılan her dal sigaradan komisyon alacağını bildirmiştir. 

Fakat Jean'ın lakabı “cingöz” olduğu için tütünü aldığı gibi ilk uçakla Paris'e gitmiş, Kristof'a bir "adios" bile dememiştir. 


Versay Sarayı'nın bahçesindeki güllerin arasında derhal tütün yetiştirmeye başlayan Jean, vurgun olduğu kraliçenin baş ağrıları için her derde deva diyerek sigaralar sarmış, kraliçenin gönlünde taht, yatağında yastık kapmıştır. İlerleyen yıllarda tütün, Amiral Walter Raleigh vasıtasıyla İngiltere'ye gitmiştir. 


Bu esnalarda Kristof, Jean'ın ona attığı kazık sebebiyle bunalıma girmiş, kendisini odasına kapamış, Amerika'yı yeniden keşfettiğinden habersiz, başarısızlığının iç muhasebesini yaparken aralıksız içtiği sigaralar yüzünden tutulduğu öksürük krizinde hayatını kaybetmiştir. 


Babası kahrolmuş ama elinden hiçbir şey gelmeksizin sevgili oğlunu toprağa vermiştir. Daha sonra kulaktan kulağa yayılan dedikodu ve tarih yazıcılarından aslında Kolomb'un gittiği yerin Batı Hint adaları değil, Amerika olduğunu öğrenmiş, meclisteki milletvekili tanıdıklarını araya sokarak oğlunun adını tarihe "Amerika'nın kâşifi" olarak yazdırmıştır.


Kısa bir süre sonra baba Domenico da içtiği sigaraların sponsorluğunda veremden ölmüştür.