kuru dut kokusu, bana köy kokusu gibi geliyor.
köyde büyümedim ama köy gördüm, kokladım.
onun için biliyorum işte. baya köy kokusu bu!
tadı öyle değil ve çok güzel bence.
benimle hemfikir olmamanız çok önemli değil.
ama ben kuru dut yediğimde bir köyü yemişim gibi hissediyorum.
olabildiğince küçük bir köy, inekleri, koyunları, tarlaları ve
köylüleriyle mideme iniyor ama insan eti yedim,
vicdan azabı çeksem iyi olacak gibi duygular gelmiyor içime.
sadece içimdeki köylüler bazen bana "abooooov!" ya da
"vışşşş" demelisin diyorlar. neden diye sorduğumda da
"çünkü biz böyle deriz" diyorlar ama onları pek fazla dinlemiyorum.
genelde arkadaşım bir dizi önerir ve o dizi kötü çıkarsa,
canım sıkıldığında dinliyorum. normal hayattan,
mide asidinin tarlayı etkileyip etkilemeyeceğinden,
televizyonun pek de iyi çekmediğinden bahsediyorlar.
mide gurultusunun deprem olduğunu düşünüyorlar
ve epey korkuyorlar. başlangıçta, korkmamaları için
daha acıkmadan yemek yiyordum ki karnım guruldamasın.
sonra kilo almaya ve kıyafetlerim dar gelmeye başlayınca
muhtara durumu anlattım. anlayışla karşıladı ve
tüm köyü, mide gurultusunun deprem olmadığı konusunda bilgilendirdi.
iyi biri. seçimlerde onu destekliyorum. adı kör mustafa olan ama
aslında kör olmayan tipi pek sevmesem de geneli iyi insanlar.
bazen benden garip istekleri olması dışında.
maket ürünleri satan tuhaf dükkanlara gidip gizlice tırpan,
çapa filan yutmam gerekiyor ara sıra. çok hoşlanmıyorum
ama aşağı indiği andaki mutlulukları inanılmaz!
bu hafta çocuklardan bazılarının doğum günü.
maket uzay gemisi arıyorum. eğer bildiğiniz bir yer varsa ve
tavsiye ederseniz sevinirim.
başka bir hikayede görüşürüz.
başka bir hikaye:
bally bağımlılığından kurtulup tinerci olan gencin ilham veren öyküsü...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder