şu aptal kedi kapıyı açmayı biliyo, kapamayı bilmiyo.
bu kediye baktıkça bi kedi görmüyorum, sıkıcı ve depresif bi kadın görüyorum.
karakteristik bi özelliği yok...
bu civarda bi cinayete kurban gitmiş biri.
kaza kurşunu diyelim.
bi kadın.
kocası ve çocukları çok üzülmüş ölümüne ama yokluğunu hissetmemişler.
o da bi kedi olarak tekrar dünyaya gelmiş ama yine silik bi karakteri varmış.
kedi de bir gün fare zehri yemiş bilmeden. yine ölmüş.
sahipleri üzülmüş ama yokluğunu hissetmemiş.
bu sefer bi fare olmuş. ama farelik ona tamamen zıtmış.
hemen gitmiş kapana kısılmış aptal.
sonra kelebek olmuş, bu sefer örümcek ağına takılmış.
sonra bukelemun olmuş ama renk değiştirememiş ve avlanmış.
pis bi evde bulmuş kendini. kalkıp kirli aynada kendine bakmış ama hiçbi' şey görememiş.
reenkarnasyon meleği girmiş içeri 'hiç boşa bakma, sana beden vermedim.' demiş.
sıkıcı ruh "neden?" diye sormuş. "ziyan et diye mi vercez ulan? kaç beden verdiğimi ben unuttum.
hayat sana göre diyil. o yüzden cennete gidiyosun." demiş ve dolabı açıp bir kadın bedeni çıkarmış.
sade ve normal bi kadın bedeniymiş bu.
sıkıcı ruh yeni bedenini çok sevmiş ve cennette dertsiz tasasız yaşayacağı için de çok mutlu olmuş.
hemen bedene yerleşip, sokak serserisi kılıklı reenkarnasyon meleğinin peşinden cennete yürümeye başlamış.
" nası etraf? pek de hayal ettiğin gibi diyil di mi?" demiş melek.
"hı? benim bi hayalim yoktu ki."
"belli"
melek içinden "lan ne mal ruh bu, şurdaki cezamı çekip dünyaya dönsem ortalığın anasını ağlatırım.
bi de şuna bak!" diye söylenmiş. sonra dönüp sormuş: "dünyaya dönmek istemez misin şimdi?"
"yok. böyle iyi."
meleğin kafası atmış. "cennet şurdan dönünce sağda. geleceğini biliyolar zaten. benim başka işim var" diyip, dırlana dırlana dönmüş gitmiş.
sıkıcı ruh beni nerden tanıycaklar diye endişe etmiş ama cennetin kapısına gelince hemen açmışlar kapıyı.
kapı da hiç öyle devasa filan diyilmiş. etraf da beyaz diyilmiş zaten. sıkıcı ruh şaşırmamış. hayal kırıklığına da uğramamış. çünkü hiçbir hayali yokmuş.
ama içeri girince görmüş ki tüm kadınlar birbirinin kopyası ve kendisi de son kopya. işte buna şaşırmış. erkeklere bakmış, onların da hepsi aynı. saçları, kıyafetleri, yüzleri...
kimse konuşmuyormuş. herkes acale etmeksizin bi yerlere gidiyormuş.
görseniz, adımları bile sıkıcıymış.
bizim sıkıcı ruh bile sıkılmış bu cennetten.
ve kalkıp reenkarnasyon meleğinin yanına gitmiş.
"çok sıkıldım, bu mu cennet?"
"şindi kardeş, cennetler çeşit çeşit. senin gibi özelliksiz..."
bu laf sıkıcı ruhu şok etmiş
"sonra hayalsiz..."
bu laf onu çok üzmüş
"sonraaa resmen sıkıcı ve sıradan hatta adamı boğan kişiler için..."
bu laf tepesini attırmış
"c sınıfı bir cennet!"
bu lafı duyunca sıkıcı ruh meleğin yakasına yapışmış.
melek de onu bir parmak hareketiyle uzaklaştırmış ve
"bu senin kendi tercihin. geri dönüşü de yok. zamanında düşünseydin.
şimdi mi geldi aklına? hadi naş! mekanın cennet olsun." demiş ve sıkıcı ruhu geldiği yere postalamış.
sıkıcı ruhtan bir daha haber gelmemiş. bir ay içinde hayatına ve c sınıfı cennete alışmış.
hepsi birbirine benzeyen adamlardan biriyle evlenip, sonsuza kadar, evet sonsuza kadar, sıkıcı bir hayat sürmüş.
reenkarnasyon meleği cezasını çekip bitirmiş ve yeniden dünyaya dönmeye hak kazanmış.
ceza meleğine gitmiş ve 'dönüyorum' demiş.
ceza meleği de kendi gibi suratsızın tekiymiş.
"iyi bakalım, gitmeden burdan bi' şey alma hakkın var..."
"altın istiyorum!" diye bağırmış reenkarnasyon meleği.
"höst! sadece bi hatıra alıcaksın."
"hatıra altın!"
"zihninde bi hatıra."
bunun üzerine reenkarnasyon meleği sıkıcı ruhun hikayesini almış hatıra olarak.
tekrar dünyaya dönüp, insan olunca hikayeyi hatırlamış.
nerden tanıdığını bilmeği o ruhun hikayesi ne zaman aklına gelse üzülmüş.
dünyada bundan daha üzücü bi' hikaye yokmuş...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder